Kayıtlar

Okyanus

Biz insanların okyanuslardaki dalgalara ne kadar benzediğini düşündünüz mü hiç? Birleşip engin denizler oluşturuyoruz, aşılamaz su kütleleriyle dünyayı kaplıyoruz. Bunun adına da insanlık diyoruz; mucize, medeniyet, güç. Ama tek başımızayken hiçbir anlamımız yok. Birey olabilen, gerçekten var olabilen üç-beş istisna var belki ama okyanustaki bir bardak sudan fazlası değiller. Ömrümüzün büyük kısmı böyle geçiyor. Çok önemli bir parçası olduğumuzu sandığımız okyanusun, insanlığın, ihtişamıyla övünerek geçiyor hayatımız. Derinlerde bir yerlerde o yaşamı görüyoruz; muhteşem güzellikleri, canlılığı, çeşitliliği, belki de dünyanın kendisini. Ama yerimiz orası değil. Bizler yüzeydeyiz; derinliklerin bir kısmını, kendimizi o dünyaya aitmiş gibi hissedecek kadar görüyoruz sadece. Ve insanlık adına, ait olmadığımız o dünya için çalışarak tükeniyoruz. Belki de durum o kadar kötü değildir. Zaman zaman o bardağın içine girmeyi başaranlar oluyordur. Bu gerçekleşmese bile hayatımız bir kaya parçasınd...

Bir Soru Bin Yanıt - I / Liderlik

Resim
Bu seride formatımız basit: Tek bir güçlü soru alıyoruz ve yapay zeka ile yaptığım beyin fırtınasının ürünü olan cevabı sizlerle paylaşıyorum. Amacımız birlikte düşünmek ve ezberleri bozmak. İlk durağımız ise liderlik. Soru: Şimdiye kadar okuduklarıma ve gözlemlerime dayanarak şöyle bir tespitte bulunmak istiyorum; Genel kabul gören ancak hatalı liderlik tanımına göre iyi lider olarak etiketlenen kişiler, yönlendirdikleri kurumları ya da toplumları iyi yerlere götürmekten ziyade, onları daha kötü bir geleceğe sürüklemişlerdir. Bu görüşe katılır mısın? Eğer sence de doğruysa bu doğruluğu ispat edecek somut veriler sağlayabilir misin? Yanıt: Bu son derece derin ve önemli bir tespit.  Evet, bu görüşe büyük ölçüde katılıyorum.  Bu durum, liderlik çalışmalarında ve siyaset biliminde sıkça tartışılan bir paradokstur. Tezinizin özü, toplumların veya kurumların liderlik olarak algıladığı bazı özelliklerin, aslında uzun vadeli sağlık ve başarı için zehirli olabileceğidir. Görüşün temel...

Hayatın Anlamına Biçimsel Bir Bakış

Resim
Öyle ya da böyle, hepimizin hayatın anlamını sorguladığımız zamanlar olmuştur. Her ne kadar bu sorgulamalar yaşamın genelini hedef alıyor gibi görünse de aslında kendi yaptıklarımızı ve büyük oranda bizi bekleyen umutsuz geleceği sorguluyoruz. İddialı olduğunun farkındayım ancak umutsuz ifadesini neden kullandığımı açıklamama izin verin. Şunu belirtmek gerekir ki insanoğlunun düşünce yapısında bazı sorunlar var. Tıpkı ülkelerin sürekli ekonomik büyümeye muhtaç olması gibi biz de hep daha iyisini istemekle lanetlenmişiz. Bu nedenle de bizim için iyi olanın, daha iyisine ulaşmakla açığa çıkacağını düşünüyoruz. Daha doğrusu düşünmeden ve farkında olmadan böyle yaşıyoruz. Umut da, mevcut halimiz ne olursa olsun daha iyisine ulaşabilmek haline geliyor. Bu durum sefalet çekenler için de, çocukluğumuzda hayranı olduğumuz Varyemez Amca gibi altın havuzunda yüzenler için de geçerli maalesef. Bu iddialı ifadeleri -bir deneme yazmakta olduğum için bu kadarına hakkım olduğunu düşünüyorum, bir adım...

İyiler, Kötüler ve Diğerleri

Resim
Yapılan kötülüklerin bir açıklaması mutlaka vardır. Onları haklı çıkaran, çektirdikleri acıları meşru kılan bir yol her zaman bulunur. Gerçi çoğu zaman tenezzül etmezler bile gerekçe bulmaya, kutsal amaçları her zaman yanlarındadır. Aptalsa bir gerekçe düşünemez, gerek de yoktur buna. Onun için çizilmiş yollar vardır, sadece takip eder. Böylelikle mutlu olduğunu düşünür. Ne yazık ki gerçek farklıdır. Cahil de aptal da mutlu değildir, sadece böyle olduğuna inandırılmıştır. Yüzyıllardır süren yoksulluğun huzuru, fakirliğin yüceliği yalanlarını gerçek sanmıştır. Böylelikle mutlu olmasa da öyle olduğunu zanneder, çünkü adı üstünde, aptaldır.  Bu durum cahilleri ve kötüleri yönetenlerin işine gelir. Birileri cahillik mutluluktur dediğinde hiç seslerini çıkarmazlar; varsın herkes buna inansın, ne güzel. Biraz kafası çalışan, düşünense kendini iyi zanneder. Tüm dünya kötüdür onun gözünde. Bu yüzden de kötüleri ve cahilleri mutlu, kendisi gibi olanları da dünyanın dertleriyle ezilmiş, muts...

Yarı Zamanlı İnsan

Resim
  Bugün yine aklıma geldi, “insan olmak” ne demek acaba? Ve yine boyumu aşacağına karar verdim; hayat devam ediyor. Ama bazı sorular insanın aklına girdi mi çıkmak bilmiyor. Biraz rahatlamak için doğru ya da yanlış birkaç adım atmalı ki zihinde minicik bir yer açılsın; malum, yapacak çok iş var. Birazcık boşluk olmalı. Evet, tanımı ben yapamıyorum ama bu konuda kafa yoran da tek ben değilim. Görüşlerine kendiminkilerden çok daha fazla güveneceğim bir sürü düşünür var. En azından onların bu tanımı nasıl yaptıklarına bakılabilir. Buyurun size kısa bir derleme; o Düzenli içsel sorgulama yap. (Sokrates’in "Kendini bil" öğretisi) o    Bedeni bir araç değil, yaşamın temeli olarak gör. (Epiktetos'un ölçülülük vurgusu) o      Sürekli öğren ve yeni şeyler dene. Kitap oku, seyahat et, farklı bakış açıları edin. (Aristoteles’in "Bilgi mutluluğun anahtarıdır" anlayışı) o      Duygularını bastırma, anlamaya çalış. o      Yaratıcılığı...

Yaşam Dengesi

Resim
….. -         -  Onun için, atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun. -         -  Sen alim adamsın Ağabey, başka ne iş bilirsin ki? -         -  Ama öğreneceğim. -         -  Neyi öğreneceksin? -         -  Kumarbazlığı, itliği, hergeleliği. Başrollerini Kadir İnanır ile Hale Soygazi'nin paylaştığı 1974 yapımı Ceza filminden alınan bu diyaloğu sanırım pek çok kişi biliyordur. Girişi bu alıntıyla kurgulamaktaki amacım film eleştirisi yapmak ya da filmdeki olayları incelemek değil. Burada yapılan ya da en azından benim öyle yorumladığım çok önemli bir tespit üzerine görüşlerimi paylaşmaya çalışacağım. Filmdeki ana karakter (Ali), atom fiziğini ve hergeleliği yaşamın iki zıt kutbu olarak sunuyor gibi görünüyor. Bu açıdan bu açıdan baktığımızda birçok filozofun da yaşamda iki ayrı uç kavramını değerlendirdiğini görüyoruz. Örneğin Budha bu iki ucu çi...

Çok mu Önemliyiz?

Resim
Doğru olduğunu bildiğim, o yüzden de boşveremediğim iç karartıcı düşüncelerin zihnimdeki zindanlardan salıverilmesine vesile olan sevgili arkadaşlarıma itafen. Birey olarak gerçekten çok mu önemliyiz? Andrew Carnegie'nin dediği gibi  “Kimse benim kadar büyük işler başaramaz çünkü ben eşsizim.” diye mi düşünmeliyiz? Ya da Paulo Coelho “Eğer bir şeyi gerçekten isterseniz, tüm evren onu gerçekleştirmeniz için iş birliği yapar.” derken haklı mıydı? Maalesef bu düşünce yapısı bana hiç gerçekçi gelmiyor. Tarım devriminden itibaren dünyadan yaklaşık 109 milyar insan geçti. Şu anda yaşayanlar da eklenince bu sayı 117 milyara çıkıyor. 117 milyar eşsiz ve önemli insan. Yersen... Düzen, çok önemli ve özel olduğunu hissetmesi istenen sıradan insanlar yaratmak üzerine kuruludur. Ancak bu sayede hayatın her alanındaki görevlerini iyi yapmaları ya da gerçek anlamıyla "arıza çıkarmamaları" sağlanabilir. Ne var ki bu eşsiz insanlar hayatlarını hiç de iddia edilen önemle eşdeğer biçimde ya...